Hacizden Kaynaklanan İstihkak Davası

Anasayfa > Makaleler > Hacizden Kaynaklanan İstihkak Davası

HACİZDEN KAYNAKLANAN İSTİHKAK DAVASI

Hukukumuzda farklı alanlarda yansıması bulunan istihkak davası, uygulamada en sık olarak miras hukuku ve icra ve iflas hukuku kapsamında karşımıza çıkmaktadır. Bu yazıda, haciz işlemleri nedeniyle açılan istihkak davası ele alınacak; özellikle İcra ve İflas Kanunu’nun 96, 97 ve 99. maddeleri çerçevesinde istihkak iddiasının ileri sürülmesi, davanın açılması, taraflar, ispat yükü ve uygulamadaki kritik ayrımlar ayrıntılı şekilde açıklanacaktır. Somut olayın özelliklerine göre değişebilecek hukuki sonuçlar bakımından, en doğru değerlendirme için Avukatınıza danışmanız tavsiye olunur.

İcra ve iflas hukukunun temel ilkelerinden biri, borçlunun borca yetecek kadar malının haczedilebilmesi, buna karşılık borçluya ait olmayan, üçüncü kişilere ait malların haczedilememesidir. Ne var ki uygulamada, borçlunun malları haczedilirken üçüncü kişilere ait malların da hacze konu edilmesi mümkündür. Bu nitelikteki mallar öğretide ve uygulamada çekişmeli mal, bu mallar üzerinde ileri sürülen iddialar ise istihkak iddiası olarak adlandırılmaktadır. İstihkak kelimesinin anlamı da zaten “hak iddia etmek”tir. Dolayısıyla, üzerinde hak iddia edilen bu malların hacizden kurtarılması amacıyla başvurulan hukuki yol istihkak davasıdır.


İSTİHKAK DAVASININ USULÜNÜ BELİRLEYEN HALLER

İstihkak davasına ilişkin usul, haczedilen malın zilyetliğinin kimde bulunduğuna göre değişmektedir. Bu kapsamda üç temel durum söz konusudur:

  • Haczedilen malın borçlunun elinde bulunması,
  • Haczedilen malın borçlu ile birlikte üçüncü kişinin elinde bulunması,
  • Haczedilen malın tamamen üçüncü kişinin elinde bulunması.

Bu ayrım, hem ispat yükünün kime ait olacağı hem de istihkak davasını kimin açacağı bakımından belirleyici niteliktedir.


HACZEDİLEN MALIN BORÇLUNUN ELİNDE VEYA BORÇLU İLE BİRLİKTE ÜÇÜNCÜ KİŞİNİN ELİNDE BULUNMASI (İİK m.96–97)

Haczedilen mal borçlunun zilyetliğinde ise, kanun gereği mülkiyetin borçluya ait olduğu yönünde bir karine bulunmaktadır. Bu durumda, borçlu haciz sırasında malın kendisine değil üçüncü kişiye ait olduğunu ileri sürebileceği gibi, üçüncü kişi de haciz sırasında malın kendisine ait olduğu yönünde istihkak iddiasında bulunabilir. İleri sürülen bu iddia, haczi yapan icra müdürü tarafından haciz tutanağına geçirilir.

Borçlu veya üçüncü kişi haciz sırasında hazır değilse, haczi öğrendiği tarihten itibaren 7 gün içinde icra müdürlüğüne başvurarak istihkak iddiasında bulunmak zorundadır. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup, süresinde ileri sürülmeyen istihkak iddiası dinlenmez.

İstihkak İddiasına İtiraz Edilmemesi

Alacaklı veya borçlu, istihkak iddiasının kendisine tebliğinden itibaren 3 gün içinde bu iddiaya itiraz etmezse, istihkak iddiasını kabul etmiş sayılır. Bu durumda, ileri sürülen iddia mülkiyete ilişkin ise haciz kaldırılır ve mal üçüncü kişiye teslim edilir.

İstihkak İddiasına İtiraz Edilmesi

Alacaklı veya borçlu, istihkak iddiasına 3 gün içinde itiraz ederse, dosya icra müdürlüğünce İcra Mahkemesi’ne gönderilir. İcra Mahkemesi bu aşamada, uyuşmazlığın esasını çözmez; yalnızca takibin devamına veya ertelenmesine karar verir. Takibin ertelenmesine karar verilmesi hâlinde, üçüncü kişiden teminat alınmasına hükmedilir.


İSTİHKAK DAVASININ AÇILMASI (İİK m.97)

İcra Mahkemesi tarafından verilen takibin devamı veya ertelenmesine ilişkin kararın, üçüncü kişiye tefhim veya tebliğinden itibaren 7 gün içinde, üçüncü kişi tarafından Asliye Hukuk Mahkemesi’nde istihkak davası açılması gerekir. Bu süre de hak düşürücü süredir.

Süresi içinde istihkak davası açılmaması hâlinde, üçüncü kişi alacaklıya karşı istihkak iddiasından vazgeçmiş sayılır ve alacaklı haczedilen malın satışını isteyebilir.

Eğer üçüncü kişiye bu aşamaya kadar istihkak iddiasında bulunma imkânı tanınmamışsa, üçüncü kişi haczi öğrendiği tarihten itibaren 7 gün içinde doğrudan istihkak davası açabilir. Ancak bu durumda, haczedilen mal satılmış ve bedeli alacaklıya ödenmişse, artık istihkak davası değil; borçluya karşı sebepsiz zenginleşme davası gündeme gelir.

Bu şekilde açılan istihkak davasında davacı, istihkak iddiasında bulunan üçüncü kişi; davalı ise haczi koyduran alacaklıdır.


YARGILAMA USULÜ, İSPAT YÜKÜ VE KARİNELER

İstihkak davalarında basit yargılama usulü uygulanır. Davacı üçüncü kişi;

  • Malı ne şekilde iktisap ettiğini,
  • Malın borçlunun elinde bulunmasını gerektiren hukuki ve fiilî sebepleri ispat etmekle yükümlüdür.

Borçlu ile üçüncü kişinin malı birlikte zilyetliklerinde bulundurmaları hâlinde, kural olarak mal borçlunun elinde sayılır. Ancak malın niteliği gereği açıkça üçüncü kişiye ait olduğu anlaşılıyorsa, bu durumda malın borçluya ait olduğunu alacaklı ispat etmek zorundadır. Uygulamada, haciz yapılan bir evde bulunan kadına ait kürk manto veya mücevherlerin, borçlunun eşine ait olduğunun kabul edilmesi bu duruma örnek teşkil etmektedir.


DAVANIN REDDİ VE KABULÜNÜN SONUÇLARI

Davanın Reddedilmesi

İstihkak davasının reddi hâlinde, mal üzerindeki haciz kesinleşir. Daha önce takibin ertelenmesine karar verilmişse, mahkeme ayrıca davacı üçüncü kişi aleyhine, dava konusu malın değerinin %20’sinden az olmamak üzere tazminata hükmeder.

Davanın Kabul Edilmesi

Davanın kabulü hâlinde, mülkiyet iddiası söz konusuysa haciz kaldırılır ve mal üçüncü kişiye teslim edilir. Bu durumda, istihkak iddiasına itiraz eden alacaklı veya borçlunun kötü niyetli olduğu tespit edilirse, bunlar aleyhine haczedilen malın değerinin %15’inden az olmamak üzere tazminata hükmedilir.


HACZEDİLEN MALIN ÜÇÜNCÜ KİŞİNİN ELİNDE BULUNMASI (İİK m.99)

Haczedilen mal üçüncü kişinin zilyetliğinde bulunuyorsa, mülkiyet karinesi üçüncü kişi lehinedir. Bu durumda ispat yükü alacaklıya aittir.

İcra müdürü, alacaklıya üçüncü kişiye karşı 7 gün içinde istihkak davası açması gerektiğini bildirir. Alacaklı bu süre içinde dava açmazsa, üçüncü kişinin istihkak iddiasını kabul etmiş sayılır ve haciz kendiliğinden kalkar.

Bu kapsamda açılan istihkak davasında davacı alacaklı, davalı ise malı elinde bulunduran üçüncü kişidir. Borçlu kural olarak bu davada taraf değildir. Ayrıca, bu davalarda İİK m.97’de öngörülen tazminata ilişkin hükümler uygulanmaz.

Alacaklının açtığı istihkak davasının reddi hâlinde haciz kaldırılır; davanın kabulü hâlinde ise mal üçüncü kişinin elinden alınarak satılır ve satış bedelinden alacaklının alacağı ödenir.


SONUÇ VE DEĞERLENDİRME

İstihkak davaları, icra hukukunun en teknik ve uygulamada en fazla hak kaybına yol açabilen dava türlerinden biridir. Özellikle sürelerin hak düşürücü nitelikte olması, ispat yükünün zilyetliğe göre değişmesi ve haczin akıbetini doğrudan etkilemesi, bu davaların büyük bir dikkatle yürütülmesini zorunlu kılmaktadır. Bu nedenle, istihkak iddiası ve davasına ilişkin sürecin başından itibaren uzman bir icra hukuku avukatından hukuki destek alınması önem arz etmektedir.

 

 

STJ.AV. ŞEVVAL DEMİR

Mustafa Özdemir Hukuk Bürosu
Mustafa Özdemir Uyuşmazlık ve Çözüm Bürosu
Mustafa Özdemir Hukuk Bürosu

BLOG VE MAKALELER