Dolandırıcılık

Anasayfa > Makaleler > Dolandırıcılık

DOLANDIRICILIK SUÇU KAPSAMINDA BANKA HESABINI KULLANDIRAN KİŞİLERİN CEZA SORUMLULUĞU

Son yıllarda bilişim teknolojilerinin ve elektronik bankacılık sistemlerinin yaygınlaşmasıyla birlikte dolandırıcılık suçlarının işlenme yöntemleri de değişmiştir. Özellikle internet üzerinden gerçekleştirilen dolandırıcılık faaliyetlerinde suç failleri çoğu zaman elde edilen haksız kazancın aktarılması için üçüncü kişilere ait banka hesaplarını kullanmaktadır. Bu durum uygulamada “hesap kiralama” veya “hesap kullandırma” şeklinde adlandırılmaktadır.

Bu tür olaylarda önemli bir hukuki sorun ortaya çıkmaktadır: Banka hesabını kullandıran kişinin dolandırıcılık suçundan ceza sorumluluğu doğar mı?

Bu sorunun cevabı, Türk Ceza Hukuku’nun genel hükümleri, dolandırıcılık suçunun unsurları ve Yargıtay içtihatları çerçevesinde değerlendirilmektedir.

Dolandırıcılık Suçunun Kanuni Düzenlemesi

Dolandırıcılık suçunun temel hali Türk Ceza Kanunun 157. Maddesinde düzenlenmiştir.

Dolandırıcılık

Madde 157- (1) Hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlayan kişiye bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası verilir.

 

Bu suçun oluşabilmesi için aşağıdaki unsurların bulunması gerekir:

  1. Hileli davranış
  2. Mağdurun aldatılması
  3. Mağdurun zarar görmesi
  4. Fail veya başkası lehine menfaat sağlanması
  5. Failin kastı

Dolayısıyla dolandırıcılık suçunun oluşması için failin hileli eylemi bilerek ve menfaat elde etmek amacıyla gerçekleştirmesi gerekir.

Türk Ceza Kanun 158. Maddesi dolandırıcılık suçunun nitelikli hallerini düzenlemektedir. Maddede düzenlenen nitelikli hallerden günümüzde çok sayıda yargı merciini meşgul eden hal ise “Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık eyleminin gerçekleşmesi halidir

Banka Hesabının Dolandırıcılıkta Kullanılması

Uygulamada dolandırıcılık suçlarında çoğu zaman mağdurdan elde edilen para doğrudan failin hesabına gönderilmez. Bunun yerine başka kişilere ait banka hesapları kullanılmaktadır.

Bu kişiler genellikle:

  • Hesaplarını belirli bir ücret karşılığında kullandıran kişiler
  • Arkadaş veya akrabalarının isteğiyle hesaplarını kullandıran kişiler
  • Hesabının suçta kullanılacağını bilmeyen kişiler

olabilmektedir.

Bu nedenle banka hesabı sahibinin ceza sorumluluğunun belirlenmesinde bilme ve kast unsuru kritik önem taşımaktadır.

Ceza Sorumluluğunun Belirlenmesinde Kast Unsuru

Ceza hukukunun temel prensiplerinden biri kusur ve kast ilkesidir. Bir kişinin dolandırıcılık suçundan sorumlu tutulabilmesi için suçun işlenmesine bilerek ve isteyerek katılması gerekir.

Bu çerçevede banka hesabını kullandıran kişinin sorumluluğu üç farklı durumda incelenebilir:

 Dolandırıcılığı Bilerek Hesabını Kullandıran Kişi

Kişi, hesabının dolandırıcılık faaliyetinde kullanılacağını bilerek ve bu amaçla kullandırıyorsa, bu durumda suça iştirak söz konusu olur.

Bu durumda kişi hakkında  yapılacak  yargılama neticesinde Türk Ceza Kanunu uyarınca cezai sorumluluğu doğabilecektir

Hesabını Bilmeden Kullandıran Kişi

Kişi hesabının dolandırıcılıkta kullanılacağını bilmiyorsa, dolandırıcılık suçunun kast unsuru gerçekleşmez. Kast unsuru gerçekleşmediği gerekçesiyle dolandırıcılık suçunun oluşmayacağı, dolayısıyla kişi hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkin Yargıtay Kararları mevcut olup, emsal bir karar aşağıda da belirtilmiştir.

YARGITAY 8. CEZA DAİRESİ E. 2024/24160 K.2025/3482 T. 30.04.2025

 

“Özeti: Rusya devletinde bulunan kişilerin, bilgisayar yazılımı yaparak Türkiye'de bulunan firmalara sattıklarını ancak ücretlerin ödenmesinde problem yaşadıklarını, iyi derecede İngilizce bilen bir eleman aradıklarını söyleyerek iş teklifinde bulundukları hükümlünün, öğrenci olması nedeniyle harçlığını çıkarmak için bu teklifi kabul ettiği ve 08.09.2005 tarihinde Rusya devletinde bulunan bu kişilerin hükümlünün hesabına katılanın hesabından para havale ettikleri ve bu parayı... aracılığıyla göndermesini istedikleri, hükümlünün de hesabına gönderilen parayı belli bir komisyon karşılığında bu şahıslara havale ettiğinin anlaşılması karşısında, hükümlü hakkında, savunmasının aksine suç kastı ile hareket ettiğine dair mahkumiyetine yeterli delil bulunmadığından atılı suçtan beraatine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.”

Hesabını Kullandırıp Menfaat Elde Eden Kişi

Hesabını kullandıran kişi bu işlem karşılığında para veya komisyon alıyorsa, Yargıtay uygulamasında bu durum çoğu zaman suça iştirak olarak değerlendirilmektedir.

Aşağıda belirtilecek Yargıtay Kararlarında dolandırıcılık suçu işleme kastı olmayan, suçtan menfaat sağlamayan kişiler hakkında ceza hükmü kurulamayacağı, bu kimseler hakkında beraat kararı verilmesi gerektiği ifade edilmektedir.

YARGITAY 11. CEZA DAİRESİ E. 2021/16966 K.2024/7470 T.: 04.06.2024

“Sanık ...'in, sanık ...'i komşusu olduğu ve aynı iş yerinde çalıştıkları için tanıdığını, kendisine para geleceğini ancak kartının iptal olduğunu söyleyince güvendiği için hesap numarasını verdiğini ve hesabına gelen paradan pay almadığını savunması; sanık ...'in sanık ... dışında tanıdığı kişilerden de benzer bahanelerle hesap ve kart bilgilerini aldığının ve bu kişiler gibi sanık ...'in de ...'le tanışıklığından dolayı duydukları güvenle hesap ve kart bilgilerini paylaştığının anlaşılması karşısında, sanığın diğer sanıkların eylemlerine iştirak ettiğine dair cezalandırılmasına yeterli kesin, inandırıcı ve her türlü şüpheden uzak delil bulunmadığı gözetilmeden, beraati yerine mahkûmiyetine hükmedilmesi, Hukuka aykırı bulunmuştur.”

YARGITAY CEZA GENEL KURULU E.2014/15-53 K. 2014/437T.21.10.2014

“Banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken banka veya diğer kredi kurumunun mutad faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerinden yararlanılması ya da banka ve kredi kurumlarının mutad faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılması gerekmektedir.

Banka ve diğer kredi kurumlarının olağan faaliyet konuları 5411 sayılı Bankacılık Kanunun 4. maddesinde sayılmış olup bunlara; mevduat kabul etmek, kredi vermek, çek ve diğer kambiyo senetlerinin iştirası ( alım satımı ), kredi kartları, banka kartları ve seyahat çekleri gibi ödeme vasıtalarının ihracı ve bunlarla ilgili faaliyetlerin yürütülmesi işlemlerini örnek olarak göstermek mümkündür.

Banka ve diğer kredi kurumlarının maddi varlıkları ise; adı geçen kurumlara ait dekont, teminat mektubu, basılı evrak, kimlik belgesi, giriş kartı, banka cüzdanı, çek, kredi kartı gibi ilgili kurumda etkin işlevi bulunan maddi varlıklardır. Kullanılan maddi varlığın belge niteliğinde bulunması şart olmayıp belge niteliğinde olanların da özel belge niteliğinde olması ile resmi belge niteliğinde olması arasında bir fark bulunmamaktadır.

Banka veya kredi kurumunun suçun işlenmesinden sonra ödeme aracı olarak kullanılması diğer bir anlatımla dolandırıcılık sonucunda elde edilen kazancın banka veya kredi kurumuna yatırılması ya da banka veya kredi kurumu aracılığı ile failin veya göstereceği başka bir şahsın hesabına transfer edilmesi bu nitelikli halin uygulanmasını gerektirmeyecektir. ( Mahmut Koca, İlhan Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, Adalet Yayınevi, 1. Baskı, Kasım 2013, s. 644 )”

 

Dolandırıcılık suçlarında banka hesabı sahiplerinin sorumluluğunun belirlenmesi oldukça hassas bir konudur. Özellikle internet dolandırıcılığı olaylarında, hesap sahiplerinin çoğu zaman suçun gerçek failleri olmadığı görülmektedir.

Bu nedenle yargılama makamlarının şu hususları dikkatle değerlendirmesi gerekir:

  • Sanığın dolandırıcılığı bilip bilmediği
  • Hesabını bilinçli olarak kullandırıp kullandırmadığı
  • Bu işlem karşılığında menfaat elde edip etmediği
  • Suçun işlenmesine aktif katkısının bulunup bulunmadığı

 

ÖZETLE;

Dolandırıcılık suçunda banka hesabını kullandıran kişilerin ceza sorumluluğu, olayın somut özelliklerine göre değerlendirilmelidir. Türk Ceza Kanunu hükümleri ve Yargıtay içtihatları birlikte incelendiğinde şu sonuçlara ulaşılmaktadır:

·         Banka hesabının dolandırıcılık suçunda kullanılması tek başına ceza sorumluluğu doğurmaz.

·         Kişinin suçtan sorumlu tutulabilmesi için suçu bilerek ve isteyerek iştirak etmesi gerekir.

·         Hesabını dolandırıcılık amacıyla kullandırdığını bilmeyen kişiler bu suçtan cezalandırılmamalıdır. Ancak Bilmeme hususun ayrıntılı olarak yargı mercilerince araştırılması, bilhassa suçtan menfaat temin edip etmeme konusunun irdelenmesi gerekmektedir

·         Hesabını bilerek kullandıran ve bu işlemden menfaat sağlayan kişiler ise dolandırıcılık suçuna iştirak kapsamında sorumlu tutulabilir.

Bu nedenle banka hesabı sahiplerinin ceza sorumluluğu değerlendirilirken kast, menfaat ve iştirak unsurları dikkatle incelenmelidir, aksi takdirde masum kişilerin cezalandırılması gibi ciddi adaletsizlikler ortaya çıkma ihtimali bulunmaktadır.

 

AVUKAT

Batuhan SONER

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Mustafa Özdemir Hukuk Bürosu
Mustafa Özdemir Uyuşmazlık ve Çözüm Bürosu
Mustafa Özdemir Hukuk Bürosu

BLOG VE MAKALELER