İddet Süresi

Anasayfa > Makaleler > İddet Süresi

İDDET SÜRESİ NEDİR / İDDET SÜRESİ İÇERİSİNDE HAMİLELİK

1)İDDET NEDİR

''İddet'' kelimesi Arapça kökenlidir ve bekleme, süre anlamına gelir. Aile hukukunda iddet, evliliği boşanma, ölüm veya gaiplik kararıyla sona eren kadının, yeniden evlenmeden önce beklemesi gereken süredir. Halk arasında “iddet müddeti” adıyla bilinen bu kavram, hem dini hem hukuki kaynaklarda yer bulmuştur. Türk toplumunda iddet süresi, özellikle kadınların boşanma sonrası veya dul kaldığında karşısına çıkan en önemli yasal zorunluluklardan biridir. İddet, yalnızca kadını ilgilendiren bir düzenlemedir. Erkekler boşandıktan veya eşleri vefat ettikten sonra yeniden evlenmek için herhangi bir süre beklemek zorunda değildir. Bu nedenle iddet kavramı çoğunlukla kadınlarla ilişkilendirilir. Uygulamanın temel amacı soybağını korumak ve doğacak çocukların babasının kim olduğuna dair karışıklığı engellemektir.

Bu düzenleme, Türk Medeni Kanunu'nun 132. maddesinde yer almaktadır. ''Evlilik sona ermişse, kadın, evliliğin sona ermesinden başlayarak üçyüz gün geçmedikçe evlenemez. Doğurmakla süre biter. Kadının önceki evliliğinden gebe olmadığının anlaşılması veya evliliği sona eren eşlerin yeniden birbiriyle evlenmek istemeleri hâllerinde mahkeme bu süreyi kaldırır.''

1.a) İDDET SÜRESİNİN AMACI NEDİR

İddet süresinin en temel amacı soybağının karışmasını önlemektir. Bir kadın boşandıktan hemen sonra evlenirse ve kısa süre içinde doğum yaparsa, çocuğun babasının kim olduğuna dair karışıklık yaşanabilir. Bu durum hukuki sorunlara yol açar. İddet müddeti bu ihtimali ortadan kaldırır. Amaç yalnızca soybağını düzenlemekle sınırlı değildir. İddet aynı zamanda aile düzenini korumayı da amaçlar. Evliliğin sona ermesiyle birlikte kadına bir bekleme süresi tanınarak, hem psikolojik hem de sosyal açıdan toparlanma fırsatı sağlanır. Böylece yeni evliliğe daha sağlıklı bir şekilde adım atılabilir. Türk Medeni Kanunu'ndaki babalık karinesi uyarınca, evliliğin sona ermesinden itibaren 300 gün içinde doğan çocuğun babası kural olarak eski eştir. Bu nedenle bekleme süresi öngörülmüştür.

1.b) İDDET SÜRESİNİN HUKUKİ NİTELİĞİ

İddet süresi, hukuken kadının evlenme ehliyetini geçici olarak ortadan kaldıran bir evlenme engeli olarak kabul edilir. Bu yönüyle, evlenme işlemlerinde kamu düzenine ilişkin bir sınırlama niteliğindedir. Kadının iddet süresi dolmadan evlenmesi mümkün değildir; aksi hâlde evlendirme memurluğu işlemi gerçekleştirmez. Nitekim Evlendirme Yönetmeliği’nin 15. maddesi bu durumu açıkça düzenlemekte, kadının evliliğin sona ermesinden itibaren 300 gün geçmedikçe evlenemeyeceğini belirtmektedir.

2)İDDET SÜRESİNİ KALDIRAN HALLER

Türk hukukunda iddet süresini kaldıran hâller, Türk Medeni Kanunu'nun 132. maddesinde düzenlenmiştir. Kanuna göre iddet süresi kural olarak 300 gün olmakla birlikte aşağıdaki hâllerde sona erer veya mahkeme kararıyla kaldırılır:

1. Doğum yapılması Kanunun açık hükmüne göre: "Doğurmakla süre biter." Dolayısıyla kadın, 300 günlük bekleme süresi dolmadan doğum yaparsa iddet süresi kendiliğinden sona erer. Mahkeme kararına gerek yoktur.

2. Kadının önceki evliliğinden gebe olmadığının anlaşılması

Kadının önceki evliliğinden hamile olmadığı, sağlık raporu ile tespit edilirse Aile Mahkemesi iddet süresini kaldırır. Bu durumda; Gebe olunmadığına ilişkin tıbbi rapor alınır. Aile Mahkemesine hasımsız başvuru yapılır ve mahkeme bekleme süresinin kaldırılmasına karar verir.

3. Boşanan eşlerin yeniden birbirleriyle evlenmek istemeleri

Kanun, eski eşlerin yeniden evlenmek istemeleri hâlinde de mahkemenin bekleme süresini kaldıracağını hükme bağlamıştır. Bu durumda amaç, soybağına ilişkin herhangi bir tereddüdün bulunmamasıdır.

3 ) İDDET SÜRESİNİN KALDIRILMASI DAVASI

Türk Medeni Kanunu’nun 132. maddesi, kadının evliliğin sona ermesinden itibaren üç yüz gün geçmedikçe yeniden evlenemeyeceğini düzenler. Bu hüküm, hukuken kadının evlenme ehliyetini geçici olarak sınırlandırır ve evlenme engelleri arasında yer alır. Ancak aynı madde, bu sürenin istisnai olarak kaldırılabileceğini de öngörür: “Evliliğin sona ermesinden başlayarak kadın, üç yüz gün geçmedikçe evlenemez. Ancak doğurmakla süre biter. Kadının yeniden evlenebilmesi, doğurmadığının veya gebe olmadığının anlaşılması hâlinde mahkemece bu sürenin kaldırılmasına karar verilebilir.” Bu hüküm gereğince, kadının hamile olmadığını ispatlaması halinde iddet süresi mahkeme kararıyla kaldırılabilir. Böylece kadın, 300 günlük bekleme süresini tamamlamadan yeniden evlenme hakkını kazanır. Burada dikkat edilmesi gereken husus, iddet süresinin kendiliğinden ortadan kalkmadığı; mutlaka bir mahkeme kararı ile kaldırılmasının gerektiğidir. Bu da süreci yargısal bir prosedüre dönüştürür.

Davanın Açılabilmesi İçin Şartlar:

İddet süresinin kaldırılması talep edilebilmesi için; Evliliğin boşanma, butlan veya ölüm nedeniyle sona ermiş olması, 300 günlük bekleme süresinin henüz dolmamış olması ve kadının önceki evliliğinden gebe olmadığının sağlık raporuyla tespit edilmesi veya eski eşlerin yeniden birbirleriyle evlenmek istemeleri, gerekir. Bu şartlar gerçekleştiğinde mahkeme bekleme süresini kaldırır.

3.a) EVLENDİRME YÖNETMELİĞİ

İddet süresi yalnızca Medeni Kanun’da değil, Evlendirme Yönetmeliği’nin 15. maddesinde de açık biçimde düzenlenmiştir. Yönetmelikte, “Kadının evliliğin sona ermesinden başlayarak üç yüz gün geçmedikçe evlenemeyeceği” hüküm altına alınmış; ancak doğum yapması veya mahkeme kararıyla sürenin kaldırılması hâlinde evlenmesine izin verileceği belirtilmiştir. Bu düzenleme, evlendirme memurluklarına açık bir talimat niteliğindedir. Dolayısıyla, iddet süresi dolmadan evlenmek isteyen bir kadın evlendirme memurluğuna başvurduğunda, memurluk tarafından “iddet süresi devam ediyor” gerekçesiyle işlem yapılmaz. Kadın, ancakmahkemece sürenin kaldırıldığına dair kesinleşmiş kararı ibraz ettiğinde evlenme işlemi tamamlanabilir. Bu durum, iddet süresinin yalnızca özel hukuk alanında değil, idari uygulamalarda da doğrudan etkili olduğunu göstermektedir.

3.b) DAVAYA BAKAN GÖREVLİ VE YETKİLİ MAHKEME

Türk hukukunda iddet (bekleme) süresinin kaldırılması davasına görevli mahkeme, Aile Mahkemesidir. Bu dava, Türk Medeni Kanunu m. 132 kapsamında aile hukukundan kaynaklandığı için aile mahkemesinin görev alanına girer. Yetkili mahkeme ise kural olarak davacı kadının yerleşim yeri Aile Mahkemesidir. Aile Mahkemesinin bulunmadığı yerlerde ise davaya, Aile Mahkemesi sıfatıyla Asliye Hukuk Mahkemesi bakar. Yargıtay da, 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun sonrasında, TMK m. 132'den kaynaklanan bu davaların Aile Mahkemesinde görülmesi gerektiğini kabul etmektedir.

3.c) DAVANIN TARAFLARI VE USULÜ

Bu dava, sadece kadının şahsına sıkı sıkıya bağlı bir hak olduğundan, başkası tarafından açılamaz; kadının bizzat veya vekili aracılığıyla açılması gerekir. Kadının ölümünden sonra iddet süresinin kaldırılması davası açılamaz, zira dava yalnızca kişinin kendi evlenme hakkını ilgilendirir. Kadın, dava dilekçesinde boşanma kararının kesinleşme tarihini belirtmeli ve evliliğin sona erdiğini gösterir boşanma ilamını sunmalıdır. Dilekçede ayrıca, “hamile olmadığının tespiti ve iddet süresinin kaldırılmasına karar verilmesi” talebi açıkça yazılmalıdır. Dava, genellikle tek celsede sonuçlanır.

3.d) DELİLLER VE TIBBİ RAPOR

Mahkemeler, kadının hamile olmadığını tespit edebilmek için genellikle bir resmî sağlık kuruluşundan alınmış gebelik testi sonucu veya hastane raporu ister. Bu rapor, kadının hamile olmadığının anlaşılması için en önemli delildir. Uygulamada mahkemeler, başvurucu kadını çoğu kez devlet hastanesine sevk eder ve oradan gelen rapor doğrultusunda karar verir. 3.e) SONUÇ Mahkeme, kadının hamile olmadığını tespit ettiğinde iddet süresinin kaldırılmasına karar verir. Kararın kesinleşmesiyle birlikte kadın yeniden evlenme hakkını kazanır. Kararın bir örneği, nüfus müdürlüğüne ve ilgili evlendirme memurluğuna gönderilerek kadının evlenmesine engel kalmadığı kayda alınır. Bu andan itibaren iddet süresi sona ermiş sayılır ve kadın dilediği kişiyle evlenebilir.

STJ. AV. HİLAL ŞAHİN

Mustafa Özdemir Hukuk Bürosu
Mustafa Özdemir Uyuşmazlık ve Çözüm Bürosu
Mustafa Özdemir Hukuk Bürosu

BLOG VE MAKALELER