İzale-i Şuyu Davası Nedir?
İzale-i şuyu davası, diğer adıyla ortaklığın giderilmesi davası, bir taşınmazın veya taşınır malın birden fazla kişi tarafından paylı mülkiyet ya da elbirliği mülkiyeti şeklinde ortak sahipliği bulunduğu durumlarda, bu ortaklığın sona erdirilmesi amacıyla açılan bir dava türüdür. Ortaklar, malı birlikte kullanmakta zorlandıklarında, paylaşım konusunda anlaşamadıklarında veya miras yoluyla üzerlerine geçen bir taşınmazın tek sahibi olmak istediklerinde bu davaya başvurur. Türk Medeni Kanunu’na göre hiçbir ortak, diğer ortakların rızası olmaksızın malın sonsuza kadar ortak kalmasına zorlanamaz. Bu nedenle ortaklardan herhangi biri, tek başına izale-i şuyu davası açarak ortaklığın sona erdirilmesini talep edebilir. Mahkeme, taşınmazın niteliğine göre aynen taksim (fiilen bölünerek paylaşım) veya satış suretiyle ortaklığın giderilmesi yöntemlerinden birine karar verir. İzale-i şuyu davası, özellikle miras kalan taşınmazlarda kardeşler veya akrabalar arasında yaşanan anlaşmazlıkları çözmek için en sık başvurulan hukuki süreçtir. Doğru yönetilmediğinde uzun sürebileceğinden, dava açmadan önce malın niteliğinin, ortak sayısının ve paylaşım imkanlarının dikkatle değerlendirilmesi büyük önem taşır.
Ortaklığın giderilmesi davası şu durumlarda açılabilir:
Miras Paylaşımında: Mirasçılar arasında miras kalan taşınmazların paylaşımında anlaşmazlık olduğunda
Paylı Mülkiyette Anlaşmazlık: Paylı mülkiyet ilişkisinde paydaşlar arasında malın kullanımı veya yönetimi konusunda uyuşmazlık olduğunda
Elbirliği Mülkiyetinin Sona Erdirilmesi: Elbirliği mülkiyetine tabi bir malın üzerindeki mülkiyet ilişkisinin paylı mülkiyete çevrilmesi ve sonrasında ortaklığın giderilmesi talep edildiğinde
Ortaklığın Devamının Yararsız Olduğu Durumlar: Ortaklık ilişkisinin devam etmesinin paydaşlar için yararlı olmadığı durumlarda
Ortaklığın giderilmesi davasının açılması için kanunda öngörülen herhangi bir süre sınırlaması bulunmamaktadır. Ancak Türk Medeni Kanunu’nun 698. maddesinin son fıkrasına göre “uygun olmayan zamanda paylaşma isteminde bulunulamaz.” Bu hüküm, örneğin tarım arazilerinde hasat zamanına denk gelen bir dönemde ortaklığın giderilmesi talebinde bulunulmasını engellemektedir.
Ortaklığın Giderilmesi Davası Kimler Tarafından Açılabilir
Ortaklığın giderilmesi davası, aşağıdaki kişiler tarafından açılabilir:
Paydaşlar: Paylı mülkiyette her paydaş, payının büyüklüğüne bakılmaksızın ortaklığın giderilmesi davası açabilir. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin 2018/2578 E., 2019/1985 K. sayılı kararında belirtildiği üzere, “Pay oranı ne olursa olsun, her paydaş ortaklığın giderilmesi davası açma hakkına sahiptir.”
Paydaşların Alacaklıları: Türk Medeni Kanunu’nun 701. maddesine göre, paydaşların alacaklıları, haklarını paydaşın payından almak üzere ortaklığın giderilmesini isteyebilirler.
Mirasçılar: Miras yoluyla paylı mülkiyete sahip olan mirasçılar, ortaklığın giderilmesi davası açabilirler.
Sınırlı Ayni Hak Sahipleri: Belirli durumlarda, intifa hakkı veya oturma hakkı gibi sınırlı ayni hak sahipleri de ortaklığın giderilmesi davası açabilirler.
ORTAKLIĞIN GİDERİLMESİNDE;
Yetkili Mahkeme: Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 12. maddesine göre, taşınmazlar üzerindeki ortaklığın giderilmesi davalarında, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir. Taşınır mallara ilişkin ortaklığın giderilmesi davalarında ise genel yetki kuralları uygulanır.
Görevli Mahkeme: Ortaklığın giderilmesi davalarında 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 4. maddesine göre, malın değerine bakılmaksızın Sulh Hukuk Mahkemeleri görevlidir.
Ortaklığın Giderilmesi Davasında Kullanılan Yöntemler
Ortaklığın giderilmesi / izale-i şuyu davasında iki yöntem kullanılır: Birinci yöntem malın aynen taksimi yöntemiyle ortaklığın giderilmesidir. Aynen taksim yöntemi malın yapısı gereği mümkün olmadığı takdirde, malın satışı suretiyle ortaklık giderilecektir. İkinci yöntem ise satış sureti ile ortaklığın giderilmesidir.
Aynen Taksim Nedir?
Aynen taksim malın fiziki olarak bölünmesi demektir. Ortaklığın giderilmesi davasında taraflar malın aynen taksimi ile paylaşılması hususunda anlaşabilirler. Bu anlaşmayı mahkemeye verdiklerinde hakim ortaklığın giderilmesine yasal mevzuat açısından bir engel bulunmadığı takdirde karar verebilir. Ancak taraflar anlaşamazlar ise mahkeme yargılama yaparak uyuşmazlığı çözecektir.
Aynen Taksim Şartları Nelerdir?
Davada malın aynen taksimi için taraflardan bir kişinin talepte bulunması yeterlidir. Taraflardan biri ortak malın aynen taksim edilerek ortaklığın giderilmesini istediğinde, hakim öncelikle aynen taksim koşullarının var olup olmadığını araştıracaktır.
Mahkeme; taşınmazın yüzölçümü, niteliği, pay ve paydaş sayısı ve tarım arazisi ise niteliği ile imar mevzuatına göre aynen taksimin mümkün olup olmadığını belirleyecektir. Aynen taksim yapılması halinde taşınmazın önemli ölçüde bir değer kaybına uğraması veya imar kanununa aykırı bir durum oluşacak ise aynen taksim suretiyle ortaklığın giderilmesine karar verilemez. Aynen taksim edilerek paylaştırmanın mümkün olması durumunda taksim edilen parçaların değerlerinin birbirine denk düşmemesi halinde eksik değerdeki parçaya bedel (para) eklenerek denkleştirme sağlanır.
Satış Suretiyle Ortaklığın Giderilmesi Nedir?
Hakim, taşınmazın aynen taksimi mümkün değilse ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar verecektir. Hakim, tarafların talebi doğrultusunda satış suretiyle ortaklığın giderilmesi kararının infazı için satış memuru görevlendirir. Satış işlemi, mahkeme tarafından görevlendirilen satış memuru genellikle yazı işleri müdürü veya icra dairesidir. Ortaklığın giderilmesi amacıyla yapılacak satış tarafların menfaatine uygun olarak genellikle açık arttırma yoluyla yapılır.
Fakat tüm paydaşlar bir araya gelerek satışın ortaklar arasında yapılması hususunda oybirliğiyle anlaştıkları takdirde; satış yalnızca ortaklar arasında yapılacaktır.
Ortaklığın giderilmesi davasına konu taşınmaz üzerinde bina, yapı, ağaç gibi bütünleyici parçalar var olabilir. Bu durumda taşınmazın bunlarla birlikte satılması gerekir. Bina, ağaç gibi bütünleyici parçaların bir kısım paydaşlara ait olduğu hususunda tapuda şerh varsa veya diğer paydaşlar bu hususta ittifak halinde ise; bütünleyici parçaların değeri ve taşınmazın değeri dava tarihi itibariyle ayrı ayrı tespit edilecektir. Bütünleyici parçaların bedeli, salt taşınmazın bedeli toplamı bize taşınmazın tüm değerini verir.
Bu değerin ne kadarı salt taşınmaza ait olduğu, ne kadarının da bütünleyici parçalara ait olduğu oran kurulmak suretiyle tespit edilir. Taşınmazın satışı sonucunda elde edilen bedel bu oranlar doğrultusunda paylaştırılacaktır. Taşınmaz üzerinde yer alan bina bir kısım paydaşlara ait ise; taşınmazın tamamı satıldığında satış bedelinden tespit edilen bu oran doğrultusunda paylaştırılacaktır.
Ortaklığın giderilmesi taşınmazın tamamı için talep edilir. Taşınmazda belirli bir payın ortaklığının giderilmesi kabul görmez.
Ortaklığın Giderilmesi Davasında Muhtesatın Aidiyeti Konusunda Çekişme
Ortaklığın giderilmesi davasının konusu taşınmazda bulunan bina, ağaç, tesis gibi bütünleyici parçalar üzerindeki mülkiyetin kime ait olduğu hususunda ortaklar arasında ittifak yok ise, bu uyuşmazlık ayrı bir davanın konusudur. Bu uyuşmazlık için bütünleyici parçaların aidiyetinin tespiti davası açılması gerekir. Bu dava açıldığı takdirde, ortaklığın giderilmesi davası yargılamasında, bütünleyici parçaların aidiyetinin tespiti davasının sonuçlanması bekletici mesele yapılır. Bütünleyici parçalar üzerinde mülkiyet hakkının kime ait olduğu tespit edildikten sonra ortaklığın giderilmesi davasında taşınmazlar bütünleyici parçalar ile birlikte değerlendirilerek ortaklığın giderilmesine karar verilecektir.
Bütünleyici parçalar üzerinde hak iddia eden paydaşa, görevli mahkemede dava açması için uygun bir süre verilecektir. Paydaş bu süre içerisinde bütünleyici parçanın aidiyetinin tespiti davası açarsa mahkeme bu davanın sonucunu bekleyecektir. Paydaş verilen sürede söz konusu davayı açmaz ise; mahkeme bu konuda uyuşmazlık yokmuş gibi davaya devam ederek ortaklığın giderilmesi kararını verecektir.
Paydaş bütünleyici parçanın aidiyeti davasını açtı, yargılama sırasında bütünleyici parçanın paydaşa değil üçüncü şahsa ait olduğu anlaşılır ise; üçüncü kişi ortaklığın giderilmesi davasına dahil edilerek ona satış bedelinden pay vermek mümkün olmayacaktır. Bu kişi sebepsiz zenginleşme şartları kapsamında paydaşlara bu hakkı ile ilgili ayrıca dava açması gerekir.
Ortaklığın Giderilmesi (İzale-i Şuyu) Davası Devam Ederken Hisse Satışı
Türk Medeni Kanunu’nun 703. maddesinin son fıkrası, elbirliği mülkiyetindeki paylaşmanın, aksine bir hüküm bulunmadığı sürece paylı mülkiyet hükümlerine göre gerçekleştirileceğini belirtmektedir. Bununla birlikte, Kanun’un 644. maddesi, elbirliği mülkiyetindeki varlıklar için paylaşma davası açılabileceğini ifade ederek, paydaşlar ve ortaklar arasında malın paylaşılmasını isteme hakkının olduğunu vurgulamaktadır. Bu davalara “ortaklığın giderilmesi (izale-i şuyu) davası” adı verilmektedir. Bu davalar sonucunda, paylı malın mümkünse aynen paylaşılması gerekiyorsa aynen paylaşılır; ancak değişmesi gerekiyorsa satış yoluyla ortaklığın sona erdirilir. Burada önemli bir sorun da ortaklığın giderilmesi davası devam ederken hisse satışı mümkün mü sorusudur. Ortaklığın giderilmesi (izale-i şüyu) davası sürecinde, paydaşların hisselerini satabilecekleri kabul edilmektedir.Ortaklığın giderilmesi davası devam ederken hisse satışı ile ilgili Yargıtay kararları, izale-i şuyu davası devam ederken paydaşların hisselerini satabileceklerini vurgulamaktadır. Bu kararlara göre, bu davanın sürecinde hisse sahiplerinin satışlarını engelleyen herhangi bir yasal düzenleme bulunmamaktadır. Ayrıca, taşınmaz sicilinde de bu yönde bir kısıtlama bulunmamaktadır.
Ortaklığın Giderilmesi Davasında İhtiyati Tedbir Kararı Verilmişse
Ortaklığın giderilmesi davalarında, davacı tarafından talep edilmesi halinde “davalıdır” veya “ihtiyati tedbir” şerhi konulabilir. Ancak, bu şerhlerden “davalıdır” şerhi, taşınmazdaki hissenin 3. kişilere satışına engel teşkil etmez. Diğer yandan, “ihtiyati tedbir” şerhi, taşınmazdaki hissenin 3. kişilere satışını engelleyebilir.
Yargıtay Birinci Hukuk Dairesi, 22.09.2005, E: 2005/9239, K: 2005/9907: Taraflar arasında görülen davada; Davacı, paydaşı bulunduğu 304 parsel sayılı taşınmazda ortaklığın giderilmesi davası devam ederken, paydaşlardan davalı Necdet’in aynen taksimi imkansız kılmak için paylarının bir bölümünü diğer davalılara hibe suretiyle muvazaalı temlik ettiğini ileri sürerek hibe işleminin iptali ve hibe öncesi kayıt durumuna dönülmesi isteğinde bulunmuştur.
Stj. Av Şevval Demir